Hava şartlarından doğrudan ve ilk etkilenen organ olan cilde yaz ve kış dönemleri mevsim geçişlerinde dengeyi ayarlamak için daha dikkat etmek gerektiğini ifade eden İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, “Yaz aylarında güneşin deri üzerinde yoğun etkileri görülür. Kızarıklık, kuruluk, lekelenme, kırışıklıkta artış ve kaşıntı en sık karşılaştığımız sorunlardır. Özellikle lekeye yatkın, rozaseli, hassas ve alerjik ciltler için yaz mevsimine geçişlerde ve güneşin yoğun olduğu dönemlerde özel dikkat gerekmektedir. UV'ye yoğun maruziyet sonrası yaz aylarının başlarında derinin dış tabakasında kalınlaşma ve iç tabakalarında kolajen ve elastik liflerde incelme meydana gelmekte ve korunmayan ciltlerde yıllar içinde deri yaşlanması hızlanmaktadır.” dedi.
Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, güneşten koruyucuların sadece yazın değil ultraviyole (UV) indeksi takip edilerek her mevsim kullanılması gerektiğini vurguladı. UV İndeksi (UVI), güneşin yaydığı ve dünyanın atmosferine nüfuz eden ve güneş yanığına yol açan UV radyasyonu ölçen uluslararası standart ölçektir. UV ışınları karlı ve açık havalarda da cildi etkilemektedir. Cep telefonlarındaki hava durumu aplikasyonlarından UVI kontrol edilebilir.
Güneşten koruyucu kremlerde 30 faktör üzerinde olmasının genellikle yeterli olduğunu belirten Karadağ, “30 faktörün güneşten koruyucu özelliği yüzde 95 ise 50 faktörün koruyuculuğu yüzde 97'dir. Yüzde 100 koruyan bir güneşten koruyucu olmasa da 30 faktörden sonrasında koruma oranları çok değişmemektedir. Çok açık tenli olanlar veya güneş hassasiyeti ile seyreden hastalığı olanlarda 50 faktör koruma olması önemlidir. Karadağ, “Tamamen koruyan bir güneş kremi yoktur. Güneşten koruyucuya ilaveten şapka, gözlük ve giysi ile güneşten korunmalıdır ”ifadelerinde bulundu.Güneşin UVA, UVB ve görünür ışıklarının insan derisini etkilediğini söyleyen Karadağ, “UVB başlıca güneş yanıklarından ve deri tümörlerinden sorumluyken UVA deri yaşlanması ve lekelenmelerden sorumludur. Lekelerin artmasında UVA'nın yanı sıra görünür ışık da katkıda bulunmaktadır. Görünür ışığın en büyük kaynağı gün ışığı olsa da elektronik araçlar, televizyon, bilgisayar ekranı ve LED lambalar da görünür ışık yaymaktadır. Bu nedenle lekeye yatkın ciltlerde evde de güneşten koruyucu sürülmelidir. Lekeli hastalarda güneşten koruyucu geniş spektrumlu olmalı ve titanyum, demir oksit ve çinko oksit içeren tinted (renkli) formlar tercih edilmelidir” dedi.Güneşten koruyucu olarak kimyasal veya fiziksel filtreler kullanıldığını aktaran Karadağ,” Faktör sayısının artması çok zararlı olmasa da faktörü artırmak için daha fazla kimyasal kullanılmakta ve bu da deride gereksiz kimyasal maruziyetine neden olabilmektedir. Fiziksel filtreler ile kimyasal maruziyeti daha azdır, deri direkt olarak UV ışınlarını yansıtır ve UV'nin vücuda girmesi engellenir. Gebelerde ve küçük çocuklarda fiziksel filtreler tercih edilmelidir” diye konuştu.
“Özellikle rozase ve melazma hastalarımızın daha dikkatli olması gerekmektedir”
Karadağ, “Yaz aylarında maruz kaldığımız güneş ve ısı nedeniyle özellikle rozase (gül hastalığı) ve leke (melazma) hastalarımızın daha dikkatli olması gerekmektedir. Aşırı sıcak ve soğuk maruziyeti hassas ve kızarık ciltlerde şikâyetlerde artış yapmaktadır. Havaların ısınmasıyla birlikte güneşten iyi korunmak gerekmektedir. Yaz aylarına geçişte soğuk olan hava aniden ısınmaya başlamakta, bu durum kuru ciltleri rahatlatmakta ve egzama sıklığı azalmaktadır.” ifadelerini kullandı.“Yaz - kış cildimizi güneşten korumak olmazsa olmazlarımızdır”
Hassas, alerjiye ve kızarıklığa yakın ve kuru ciltler mevsim geçişlerinden daha fazla etkilenmekte olduğunu söyleyerek devam eden Karadağ, “Cilt bakımında önemli olan sade bir rutin oluşturmak ve bu rutine devam edebilmektir. Deride rutinimizin başlıca basamakları temizlemek, nemlendirmek ve güneşten korumaktır. 30'lu yaşlardan sonra antiaging etkisi olan retinollü ürünler, AHA/BHA denilen asitler rutine eklenmelidir. Bu standart bakım cilt C vitamini, hyaluronik asit ve niasinamid gibi serumlarla desteklenebilir. Ama olmazsa olmazlarımız günde 2 kez temizleme, nemlendirme ve yaz-kış güneşten korumadır” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, güneşten koruyucuların sadece yazın değil ultraviyole (UV) indeksi takip edilerek her mevsim kullanılması gerektiğini vurguladı. UV İndeksi (UVI), güneşin yaydığı ve dünyanın atmosferine nüfuz eden ve güneş yanığına yol açan UV radyasyonu ölçen uluslararası standart ölçektir. UV ışınları karlı ve açık havalarda da cildi etkilemektedir. Cep telefonlarındaki hava durumu aplikasyonlarından UVI kontrol edilebilir.
UVI değerinin referans aralığı ne olmalıdır
Karadağ, UVI değeri ne kadar yüksekse güneş ışınlarının cilde ve gözlere vereceği zararın da o kadar büyük olduğunu ve hasarın daha kısa zamanda gerçekleşeceğini belirterek, “UVI 2'nin altındaysa UV'nin zarar vermesi beklenmez. UVI 2-8 arasındaysa güneşten çok iyi korunarak dışarı çıkılmalıdır. UVI 8'in üzerindeyse mümkünse dışarı çıkılmamalıdır” açıklamalarında bulundu.“Tamamen koruyan güneş kremi yoktur”Güneşten koruyucu kremlerde 30 faktör üzerinde olmasının genellikle yeterli olduğunu belirten Karadağ, “30 faktörün güneşten koruyucu özelliği yüzde 95 ise 50 faktörün koruyuculuğu yüzde 97'dir. Yüzde 100 koruyan bir güneşten koruyucu olmasa da 30 faktörden sonrasında koruma oranları çok değişmemektedir. Çok açık tenli olanlar veya güneş hassasiyeti ile seyreden hastalığı olanlarda 50 faktör koruma olması önemlidir. Karadağ, “Tamamen koruyan bir güneş kremi yoktur. Güneşten koruyucuya ilaveten şapka, gözlük ve giysi ile güneşten korunmalıdır ”ifadelerinde bulundu.Güneşin UVA, UVB ve görünür ışıklarının insan derisini etkilediğini söyleyen Karadağ, “UVB başlıca güneş yanıklarından ve deri tümörlerinden sorumluyken UVA deri yaşlanması ve lekelenmelerden sorumludur. Lekelerin artmasında UVA'nın yanı sıra görünür ışık da katkıda bulunmaktadır. Görünür ışığın en büyük kaynağı gün ışığı olsa da elektronik araçlar, televizyon, bilgisayar ekranı ve LED lambalar da görünür ışık yaymaktadır. Bu nedenle lekeye yatkın ciltlerde evde de güneşten koruyucu sürülmelidir. Lekeli hastalarda güneşten koruyucu geniş spektrumlu olmalı ve titanyum, demir oksit ve çinko oksit içeren tinted (renkli) formlar tercih edilmelidir” dedi.Güneşten koruyucu olarak kimyasal veya fiziksel filtreler kullanıldığını aktaran Karadağ,” Faktör sayısının artması çok zararlı olmasa da faktörü artırmak için daha fazla kimyasal kullanılmakta ve bu da deride gereksiz kimyasal maruziyetine neden olabilmektedir. Fiziksel filtreler ile kimyasal maruziyeti daha azdır, deri direkt olarak UV ışınlarını yansıtır ve UV'nin vücuda girmesi engellenir. Gebelerde ve küçük çocuklarda fiziksel filtreler tercih edilmelidir” diye konuştu.









