• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Savunma Sanayi
  • Bayramlar
    Dini BayramlarUlusal Bayramlar
  • Sivil Toplum Kuruluşları
  • Savaşlar
  • Doğa
  • Din
  • Doğal Afetler
  • Deprem
  • Ulaşım
  • Enerji
  • Meteoroloji
  • Tarih
  • Tarım
  • Çocuk
  • Psikoloji
  • Turizm
  • Hukuk
  • RESMİ REKLAMLAR
  • YERELSEÇİMLER
  • Gündem
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Yerel
  • Sağlık Asayiş Belediyeler Bilim ve Teknoloji Çevre Genel Kültür-Sanat Medya Yaşam Politika
  • Ara
SON DAKİKA:
13:05
Anayasa Mahkemesi "Süresiz Nafaka" Düzenlemesini İptal Etti
10:12
Brent Petrolün Varili 96,91 Dolar
10:08
Döviz Piyasası
10:03
Altın Piyasası
09:51
Küresel Piyasalar Negatif Seyrediyor
09:11
Sıfır Atık Festivali İstanbul'da Başlıyor
Video Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Reklam
Reklam
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. "İstanbul sözleşmesi zehir enjekte edilmiş meyve gibidir"
Gündem
Yayınlanma: 10 Eylül 2020 - 16:10

"İstanbul sözleşmesi zehir enjekte edilmiş meyve gibidir"

Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu(MESK) İstanbul sözleşmesinin ne derece sakıncalı olduğunu ortaya koyan bir basın açıklama yaptı.

Gündem
10 Eylül 2020 - 16:10
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
“İstanbul sözleşmesi zehir enjekte edilmiş meyve gibidir”
Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu(MESK) İstanbul sözleşmesinin ne derece sakıncalı olduğunu ortaya koyan bir basın açıklama yaptı.
Basın metni şöyle;
Kamuoyuna Duyuru
Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı ve 2014 yılından beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi ve bu sözleşmenin güdümünde topluma dayatılan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi”ni ve uygulamalarını insana, insanlığa ve geleceğimize düşman olmaları nedeniyle reddediyoruz.
Devletin adil hakemliğinde, kadın ve erkeğin işbirliği sağlanarak çözülebilecek bir mesele olan kadına yönelik şiddet meselesinden, yeni bir tür “kadın sömürüsü” icat edilmektedir. Kadını ve kadına yönelik şiddeti sömürerek, şiddeti erkeğe, çocuğa, aileye hatta tüm topluma yönelten bu sözleşme, “kadınlara eşitlik” sloganının altına gizlenip insanın yaratılıştan gelen biyolojik kadınlık ve erkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyen; kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi ahlaken sapkın eğilimleri Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında meşrulaştıran, bu sapkınlıkları yeni nesillere olumlu bir şeymiş gibi dayatan projeleri, Tv programlarını, medya yönlendirmelerini, eğitim faaliyetlerini red ve protesto ediyoruz.
İstanbul Sözleşmesi ve uygulamaları; erkekliği, aileyi ve çocuk merkezli beraberliği patolojik, hastalıklı bir hal olarak gören ve “erkeğe karşı ayrımcılığın, ayrımcılık olarak değerlendirilmeyeceğini” açıkça ilan eden bir sözleşmedir. Bu minvalde İstanbul Sözleşmesi’ni; erkeğe zulmederek kadından uzak durmaya, erkek kadın arasında rekabet ilişkisi yaratarak aile içi huzursuzluğu ve boşanmaları körüklemeye, toplumları sapkın ve çocuksuz ilişki modellerine yönlendirip nihai olarak bir nüfus kontrol mekanizması inşa etmeye çalışan emperyalist bir “Ailesiz Toplum Projesi” olarak görüyoruz. 
Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin; evlilik, aile kurma, çocuk yapma niyeti ile kadına yaklaşan erkekleri çok ağır cezalara çarptırarak evlilikten uzak durmaya zorlamasını reddediyor ve kınıyoruz.
Bir Avrupa ülkesi olan Macaristan’ın Başbakanı Victor Urban bile “İnsanlar ya erkek ya da dişi olarak doğarlar; toplumsal olarak kurgulanmış cinsiyetten söz etmeyi uygun bulmuyoruz.” diyerek İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamayı reddedebilmişken; ucu enseste, pedofiliye, hayvanlarla sekse hatta akla hayale gelmeyen bambaşka sapkınlıklara kadar varan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının, Türkiye gibi Müslüman bir toplumda hayata geçirilmeye çalışılmasına hayret ediyor, DUR denilsin istiyoruz.
Victor Urban’ın başbakanlığındaki Macar Hükûmetinin, “Her ülke kendi geleneksel aile modelini ve her çocuğun bir anne ile bir babaya sahip olma hakkını savunma hakkına sahiptir.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmesini önemsiyoruz. Evet, mesele tam da “her çocuğun bir anne ve bir babaya sahip olma hakkını savunma mücadelesidir”, bunun altını çiziyoruz.
Bulgaristan Gençlik ve Spor Bakanı Slavço Atanasov da İstanbul Sözleşmesi hakkında “İlke olarak, kadınları şiddetten korumak taraftarıyız. Bunu tartışmıyoruz. Fakat bu sözleşme zehirli meyve içeren güzel bir şeker gibi; içinde tehlikeli metinler var.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmişti. Fakat Bulgarlar bunu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının Bulgaristan da kurum olarak aileyi neredeyse bitirme noktasına getirdiği bir anda ancak fark edebildiler. Bulgaristan’da doğan her 100 çocuktan 58’i artık nikâhsız, babasız, ailesiz bir ortamda dünyaya geliyor.
Bütün dünyaya dayatılan bu uluslararası proje ile evlilik dışı çocuk oranı İzlanda ve Şili’de %72’ye, İskandinav ülkelerinde, Portekiz’de, Fransa’da % 65’lerin üzerine çıktı. Fransa’da eşcinsel evlilikler 4,5 senede 50.000 rakamını buldu. Normal nikâhla evlenenlerin sayısı ile “seviyeli birliktelik sözleşmesi” yapanların sayısı hemen hemen aynı seviyeye geldi. Evlenenlerin yarısı da tekrar boşandı.
Türkiye’de de daha bir hafta önce TÜİK’in verdiği resmî raporlara göre, evlenen her 4 çifte karşılık 1 çift boşanmış ve boşanma oranı sadece son 1 yılda %11 artmış. Yani 50 senede olabilecek değişim sadece 2014 yılında başlayan şu birkaç senelik süreçte gerçekleşmiş. Unutulmamalıdır ki, aileyi korumak, dağılmış aileleri toparlamaktan çok daha kolaydır. Üstelik aile kurumunu dağıtmış hiçbir ülkenin onu yeniden toparlamayı başardığı görülmemiştir.
    • Bu sözleşmeyi; “0” (sıfır) yaşındaki kız çocuklarını bile kadın sayan; “din, namus, gelenek, örf” veya “anne/babalık adına çocukların cinsel yaşamına müdahale edilemez” deyip, serbest cinselliği teşvik eden; ancak gayet iyi ve samimi niyetle 18 yaşın altında evlenmeye kalkan erkeği 8-10 yıl tecavüzcüler koğuşuna, eşini ve çocuklarını cezaevi kapılarına mahkûm eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
    • Bu sözleşmeyi; genelevde bir kadının, her gün 15 ila 25 arası erkeği ağırlamasının “keyf” için olamayacağını algılayamayan hatta bunu “seks işçiliği” adı altında onurlandırıp teşvik eden; ancak salt kadının beyanı ile erkeği aile içi tecavüzden 18 yıla kadar cezaevine atan bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
    • Bu sözleşmeyi; her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe, toplu seks ortamlarını meşrulaştırıp, sadece birkaç gün evli kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandıran bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
    • Bu sözleşmeyi; boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren, defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, “ebeveyn yabancılaştırmaları” ile çocukları babalarına düşman ettiren sürece kaynaklık eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
    • Bu sözleşmeyi; her türlü sapkın, nikâhsız beraberliği, “normal sağlıklı birliktelik” olarak tanımlayıp anlayışla karşılayan ancak evli erkeği; sapkın, tehlikeli, kötülüğe meyilli bir sadist olarak gören 6284 nolu yasa gibi yasaları içinde barındıran, üstelik bunu Hukukun en temel ilkesi olan “suç ispat edilene kadar, masumiyet” kaidesini iptal ederek yapan bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
Rusya’nın bile 1,5 senelik bir uygulamanın sonuçlarını fark ettikten sonra, “Bizim için aileyi korumak önemlidir. Birkaç psikolojisi bozuk hanımefendiyi tatmin etmek için aile kurumunu yıkamayız. Henüz çocuk yetiştirmek için aileden daha uygun bir ortam bulabilmiş değiliz.” diyerek uygulamadan kaldırdığı 6284 nolu; erkeği kendi evinden, çocukları önünde sokağa atan, toplum önünde aşağılayan ve aileleri geri dönülmez noktaya götüren yasanın ısrarla uygulamasını protesto ediyoruz.
Bizim de çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde büyütebileceğimiz, koruyabileceğimiz aileden başka bir çözümümüz yok! “Görmüyor musunuz” diyoruz.  
Hatırlatırız ki, beraber ihtiyarlayabileceği bir hayat arkadaşı, yaşlandığında sığınabileceği çocukları olmayan yapayalnız kadınlar için de bu dünya Cennet olmayacak. “Güçlü kadın” mottosuyla ailesi ile bağı koparılmaya, eşi ile rakipleştirilip düşmanlaştırılmaya, çocuktan koparılıp bireysel bir yaşama yönlendirilmeye çalışılan kadın, kapitalist sermaye karşısında yapayalnız ve çaresizdir.
Süreç böyle devam ettiği takdirde; toplum, erkek, kadın, çocuk, devlet hepimiz kaybedeceğiz. Bundan tek kâr eden elbette çok uluslu kapitalist sermaye olacaktır.
Gelecek nesillerin hakkı adına, kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın hakkı adına, huzur evlerinde ölüme terk edilmiş ihtiyarların hakkı adına, intihar noktasına gelmiş depresyon hapları müptelası yalnızların hakkı adına, sokaklara terk edilmiş çocukların hakkı adına, geleceğimiz adına, insanlık adına; çocukları, babaları, anneleri ve aileyi savunabilmeliyiz.
Aileye savaş açmış, toplumu ve aileyi terörize eden İstanbul Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve bağlı uygulamalarının Avrupa ülkeleri gibi geri dönülmez aşamalara gelmeden iptal edilmesini istiyoruz. Kamuoyuna duyurulur.
Yönetim Kurulu
(MESK Basın Bürosu)
 
# mesken ne demek# meski# mesken finans# mesken# meskun mahal
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Anneler Günü" Mesajı
Eurofighter Typhoon Projesi Teknik ve Lojistik Sözleşme
Eurofighter Typhoon Projesi Teknik ve Lojistik Sözleşme
Cumhurbaşkanı Erdoğan
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Nevruz İnsanlığa Barış Getirsin"
İlber Ortaylı Hoca'yı Kaybettik
İlber Ortaylı Hoca'yı Kaybettik
Son Haberler
Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi "Süresiz Nafaka" Düzenlemesini İptal Etti
Brent Petrolün Varili 96,91 Dolar
Brent Petrolün Varili 96,91 Dolar
Döviz Piyasası
Döviz Piyasası
Altın Piyasası
Altın Piyasası
Küresel Piyasalar Negatif Seyrediyor
Küresel Piyasalar Negatif Seyrediyor
Kastaş Sızdırmazlık Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne Birol Aslantaş Atandı
Kastaş Sızdırmazlık Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne Birol Aslantaş Atandı

Ana Sayfa
Savunma Sanayi
Bayramlar
Sivil Toplum Kuruluşları
Savaşlar
Doğa
Din
Doğal Afetler
Deprem
Ulaşım
Enerji
Meteoroloji
Tarih
Tarım
Çocuk
Psikoloji
Turizm
Hukuk
RESMİ REKLAMLAR
YERELSEÇİMLER
Gündem
Dünya
Eğitim
Ekonomi
Magazin
Spor
Yerel
Sağlık
Asayiş
Belediyeler
Bilim ve Teknoloji
Çevre
Genel
Kültür-Sanat
Medya
Yaşam
Politika
Köşe Yazarları
Video Galeri
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Spor
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim