İzmir'in Bergama ilçesinde, "yeşil deniz" olarak adlandırılan fıstık çamı ormanlarıyla kaplı eşsiz doğasıyla ünlü Kozak Yaylası, sadece çam fıstığıyla değil, aynı zamanda kadınların el emeği göz nuruyla ürettiği geleneksel bir lezzetle de adından söz ettiriyor.Yaylanın 16 mahallesinde yaşayan kadınlar, yüzlerce yıllık bir geleneği, imece usulünü yaşatarak, bölgenin zengin bitki örtüsünden şifa ve gelir kapısı yaratıyor.
Bahar aylarından itibaren kızılçam ağaçlarından toplanan taze, yeşil kozalaklar, zahmetli bir sürecin ardından, özellikle kış aylarında aranan şifalı çam kozalağı pekmezine dönüşüyor.
Çam kozalağı pekmezinin yolculuğu, Mayıs ayında kadınların ormanlık alanlarda taze kozalakları toplamasıyla başlıyor.
Toplanan bu kozalaklar, tek tek keser yardımıyla ikiye bölünüyor ve ardından büyük leğenlerde yıkanarak temizleniyor.
Üretimin en keyifli kısmı ise bundan sonra başlıyor. Komşuların, akrabaların bir araya geldiği, sohbetlerin ve türkülerin eksik olmadığı imece ortamında, dev bakır kazanlar odun ateşinin üzerine konuluyor.
İçine su eklenen kozalaklar, saatlerce kaynamaya bırakılıyor.
Pekmezin kendine has aromasını ve rengini alması için, kaynama sürecinde içine havanda dövülmüş çam reçinesi ve bir miktar da üzüm pekmezi ekleniyor.
Yaklaşık 8 saat süren bu sabırlı kaynatma işleminin ardından, istenilen kıvama gelen pekmez ateşten alınıp süzülüyor ve bir saat kadar dinlendirildikten sonra kavanozlara doldurularak satışa hazır hale getiriliyor.
Hisarköy Mahallesi sakinlerinden üretici Serap Zeybek, bu üretim sürecinin sadece bir iş değil, aynı zamanda sosyal bir aktivite olduğunu belirtiyor.
"Teyzem, komşularımız, kardeşim, annem, bütün köy, hep beraber imece usulü üretim yapıyoruz," diyen Zeybek, "Hep beraber güzel oluyor. Hem işimiz kolaylaşıyor hem de beraber vakit geçirmiş oluyoruz. Bu sayede aile bütçemize de önemli bir katkı sağlıyoruz. Üretimden çok memnunuz. İnşallah insanlara da faydalı olabiliyoruzdur" şeklinde konuşuyor.
Bu dayanışma ruhu, hem üretimin bereketini artırıyor hem de köydeki sosyal bağları güçlendiriyor.
Geleneksel olarak bilinen bu ürünün popülerliği, özellikle COVID-19 salgını döneminde patlama yapmış.
Hastalıktan korunmak için doğal ürünlere yönelen insanlar, çam kozalağı pekmezine büyük ilgi göstermiş.
Bahar aylarından itibaren kızılçam ağaçlarından toplanan taze, yeşil kozalaklar, zahmetli bir sürecin ardından, özellikle kış aylarında aranan şifalı çam kozalağı pekmezine dönüşüyor.
Çam kozalağı pekmezinin yolculuğu, Mayıs ayında kadınların ormanlık alanlarda taze kozalakları toplamasıyla başlıyor.
Toplanan bu kozalaklar, tek tek keser yardımıyla ikiye bölünüyor ve ardından büyük leğenlerde yıkanarak temizleniyor.
Üretimin en keyifli kısmı ise bundan sonra başlıyor. Komşuların, akrabaların bir araya geldiği, sohbetlerin ve türkülerin eksik olmadığı imece ortamında, dev bakır kazanlar odun ateşinin üzerine konuluyor.
İçine su eklenen kozalaklar, saatlerce kaynamaya bırakılıyor.
Pekmezin kendine has aromasını ve rengini alması için, kaynama sürecinde içine havanda dövülmüş çam reçinesi ve bir miktar da üzüm pekmezi ekleniyor.
Yaklaşık 8 saat süren bu sabırlı kaynatma işleminin ardından, istenilen kıvama gelen pekmez ateşten alınıp süzülüyor ve bir saat kadar dinlendirildikten sonra kavanozlara doldurularak satışa hazır hale getiriliyor.
Hisarköy Mahallesi sakinlerinden üretici Serap Zeybek, bu üretim sürecinin sadece bir iş değil, aynı zamanda sosyal bir aktivite olduğunu belirtiyor.
"Teyzem, komşularımız, kardeşim, annem, bütün köy, hep beraber imece usulü üretim yapıyoruz," diyen Zeybek, "Hep beraber güzel oluyor. Hem işimiz kolaylaşıyor hem de beraber vakit geçirmiş oluyoruz. Bu sayede aile bütçemize de önemli bir katkı sağlıyoruz. Üretimden çok memnunuz. İnşallah insanlara da faydalı olabiliyoruzdur" şeklinde konuşuyor.
Bu dayanışma ruhu, hem üretimin bereketini artırıyor hem de köydeki sosyal bağları güçlendiriyor.
Geleneksel olarak bilinen bu ürünün popülerliği, özellikle COVID-19 salgını döneminde patlama yapmış.
Hastalıktan korunmak için doğal ürünlere yönelen insanlar, çam kozalağı pekmezine büyük ilgi göstermiş. 








