Zeytinburnu Mitinginde kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel oldukça sert bir konuşma yaptı. Kayyum kararı üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümetine yüklenen CHP lideri Özel "Kötülükte el yükseltiyorlar, siz korkacaksınız sanıyorlar. Diyorlar ki, biz kararı alır kayyumları atarız, CHP'yi susturur, sindiririz. Susmayanlara, teslim olmayanlara selam olsun. Ey Erdoğan, bu meydana bir bak bakalım, bu meydan korkuyu evde bıraktı. Milletten başka güce inanmayız. Teslim olmadık, teslim olmayacağız. Bizi korkutmak istiyorlar, korkmayacağız. Sindirmek istiyorlar, sinmeyeceğiz. Kimse Erdoğan'ı da partisini de cuntasını da gözünde büyütmesin. Korkaklıkla, kalleşlikle siyaset yapanlar asla başarılı olmazlar" dedi."Bugün Silivri Cezaevi’nde bundan birkaç saat önce, ‘suçluları’ suçlananları ziyaret ettim. Ziyaretçilerinden birisinin ‘suçu’ çok büyüktü. Onun ‘suçu’ dört kez üst üste Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek. Buraya Silivri’deki belediye başkanlarımızın, bürokratlarımızın, suçsuz ailelerinin, her birinin ayrı ayrı selamlarını getirdim, sevgilerini getirdim.Bugün bütün Türkiye’nin gözü bu meydanda. Bugün Silivri’nin gözü de burada, İzmir’deki Mehmet Murat Çalık kardeşinizin de gözü burada, Adıyaman’ın, Adana’nın, Antalya’nın gözü burada. Aydın’ın gözü burada. Ve herkes bakıyor. Birileri vites yükseltiyor, kötülükte el yükseltiyorlar. Biz sinceğiz, siz korkacaksınız sanıyorlar.Diyorlar ki ‘Biz elimizdeki mahkemelerle karar alırız, bunların yerine kayyımları atarız. CHP’ye sustururuz, sindiririz. Kendimize uygun makbul bir muhalefet partisi tarif ederiz. Birilerini Silivri’de ezeriz, bunlar da susar…’ Susmayanlara, teslim olmayanlara selam olsun. Ey Erdoğan, bu meydana bir bak bakalım. Bu meydan korkuyu evde bıraktı. Korkuyu evde unuttu bu meydan.Zeytinburnu meydanı 19 Mart darbecilerine, kayyumculara, kayyumdan medet umanlara, kayyum meraklılarına en iyi cevap bu meydan. En iyi cevap bu meydan, Marifet, marifet hiç ezilmemek bu dünyada. Ama biçimine getirip de ezerlerse güzel kokmak. Kekik misali, lavanta çiçeği misali, fesleğen misali, ıtır misali, İsa misali, Tonguç misali, Yunus misali, Ekrem misali güzel kokmak mesele."Birileri, birileri arkadaşlarımızı ezmeye çalışa dursun, ezilse de güzel kokanlar, pis kokmayanlar, bünyelerinde kiri, pisliği, kötülüğün ne kokusunu, ne kendisini bulundurmayanlarla birlikteyiz biz. Oysa karşımızda elleri kirli, zihni kirli, bahtı kirli, geçmişi kirli, yarını kirli bir çete var. Onlara karşı elbette korkmayacağız, sinmeyeceğiz.Ekmeği bol eyledik biz. Acıyı bal eyledik. Sıratı yol eyledik. Öyle geldik bugüne. Ekilir ekin geliriz, ezilir un geliriz. Bir gider bin geliriz. Bizi ezmek kurtuluş mu? İşte, işte İstanbul'un iradesiyle, sizlerin iradesiyle seçilen il başkanımız burada.Buradan Zeytinburnu’nun AK Partili gençlerine sesleniyorum. Diyorum ki yıllarca reisiniz, genel başkanınız oynadı, kazandı, sevindi. 31 Mart‘ta, 47 yıl sonra bir kazandık. 47 yıl sonra biz kazanıp da 23 yıl sonra siz yenilince sizin o çok güçlü sandığınız, yenilmez sandığınız reisiniz topu aldı kesmeye gidiyor. Korkuyor. O bir korkak.AK Parti’nin gençleri, eğer siz onurunuza, haysiyetinize sahip çıkmak istiyorsanız, o topu dedenizin elinden alın. Sahaya gelin. Yeneriz, yeniliriz. Ama demokrasi hepimiz için lazım. AK Parti’nin gençleri, sahadan kaçanın takımı olmayın. Korkakların takımı olmayın. Gelin, mücadele edin, ancak o korkağın peşinden daha fazla yürümeyin.Bu yargı çetesi Türkiye'yi kirli bir yola soktu. Artık kimsenin mazbatasının bir garantisi yok. Kazanılan seçimin önemi yok. Eldeki belgenin önemi yok. Bir asliye hukuk mahkemesini ikna eden bugüne kadar İstanbul İl Kongresi'ne ve kurultayımıza dokuz kere asliye hukuklarda tedbir talep ettiler. Dokuz hakim bu aşamada tedbir demek karar demektir. Yanlış iştir deyip bu talepleri reddetti. 10'cusunu buldular.
Kendi istedikleri kumpası kurdular.Ama Türkiye'de seçim hukukunu serbest seçimleri askıya aldılar. Tehdit altında olan ben sosyal medyadan paylaşım yapan arayarak bizle düşüncelerini ileten muhalefet partilerinin her bir sayın genel başkanına şükranlarımı sunuyorum.Ancak tehdit altında olan sadece muhalefet partileri değildir.Topyekün çok partili rejimdir. Seçimli yarışlardır. Karşımızda kaybedince gitmeyen, yetkiyi gasp eden, hukuku gasp eden, demokrasiyi gasp eden bir rejim vardır. Bu vicdansızlığa teslim olmayacağız.Kimse Erdoğan'ı da partisini de cuntasını da gözünde büyütmesin. Büyük olmak, cesur olmak önce haklı olmayı gerektirir. Korkaklıkla, kalleşlikle siyaset yapanlar asla başarılı olmazlar.“Adalet Bakanı, savcıyı sevmediğini biliyoruz. Hakkında dosya yaptığını biliyoruz. Onun da senden nefret ettiğini biliyoruz. Ama korkuya teslim olduğunu görüyoruz. Tarihe bir korkak olarak geçeceksin. Bir guguk kuşu olarak geçeceksin. Şimdi o hukuk tanımaz savcının, ona söylemiştim, ‘Sert kayaya çarptı’ diye. ‘Susacağız, teslim olacağız sanma’ diye. Adalet Bakanı, guguk kuşu değilsen not al şimdi.HSK’ya eğer Hakimler, Savcılar Kuruluysanız, sorun hesabını. Geçmişte büyükelçiliklerimizi ‘illallah’ dediği bir adam vardı. Yurtdışı numaralarını taklit ederek, ‘Berlin Büyükelçiliği’nden arıyorum’ diye, ‘Japonya’dan büyükelçilikten arıyorum’ diye, Avrupa ülkelerinin adını kullanarak Türkiye’deki yargı makamlarından randevular alıyorlardı.Bunlardan birine de Akın Gürlek randevuyu verdi, bu kişinin işi gücü ‘yargı üzerinde etkim varmış’ gibi yaparak milleti dolandırmaktı. Bu kişiye randevu verdiği daha sonra dolandırıcı olduğunu bildiğimiz bu kişiyi tuttu Akın Gürlek, kişinin adı Celal Çakmak. Ekrem İmamoğlu dosyasında aldı onu iftiracı yaptı. ‘Murat Ongun’a 20 milyon para verdim’ diye ifade kullandırdı.Şimdi Akın Gürlek’e soruyorum. Celal Çakmak‘a, onun ayarladığı randevuyla o çeteye randevu verdin. Dolandırıcı olduklarını biliyorsun. Nasıl olur da bu kriminal tipi, her türlü suça karışan bu kişiyi bu dosyada iftiracı yapıp arkadaşlarımıza lekelemeye çalışıyorsun? Bunun hesabı senden sorulur. Bunun hesabı senden sorulur.Bir dolandırıcıdan iftiracı yapan bu zihniyete şunu söylüyoruz. Siz, bizi imha etmek, yok etmek, hapsetmek üzere talimat almış olabilirsiniz. Bunu yaparken suça bulaşıyorsunuz. Suça karışıyorsunuz. Ve eninde sonunda bunun hesabını vereceksiniz. Buradan mübarek kandil gecesinde söylüyorum. Bu çetenin bu dünyada da iki elimiz yakasındadır, öbür dünyada da hakkımızı helal etmiyoruz.Biz de bize saldırmak için dolandırıcılara, üçkağıtçılara, uyuşturucu ticaretine bulaşmışlara, torbacılara, baronlara, suç örgütü liderlerini kullananlar, bize iftira attırıp da onları serbest bırakanlar, bu AK Parti’nin kara düzenini kuranlar, bu mübarek gecede size yemin ederim ki biz de sizden bunun hesabını soracağız, Allah da bunun hesabını sizden soracak.Şundan emin olun, bu koca meydanda ben korkan kimse görmüyorum da en korkağımız ben olayım, Erdoğan, en korkağımızdan on kat fazla korkuyor. O, meydanlardan korkar, kalabalıklardan korkar, haklı insanların inancından korkar. Biat etmeyenlerden, ses yükseltenlerden, eylem yapanlardan korkar. Onu korkutacağız, onu eninde sonunda yeneceğiz. Beni yıllardır tehdit ettiler, Meclis’te saldırdılar, sokakta saldırdılar, ailemi tehdit ettiler. Ama asla ve asla bir adım geri atmadık.Şimdi biliyorsunuz aylardır bana diyor ki ‘Gel Ankara merkezli siyaset yap.’ öz Türkçesi, ‘Ekrem’i bırak, masum arkadaşlarını bırak, Anadolu’yu bırak, Ankara’ya gel.’ Bir diğeri de demişti ki ‘Gel, partinin başına geç, ortalıkta dolanma, partinin başında otur.’ Şimdi de şu mesajı yolluyorlar. Diyorlar ki ‘Bak il kongresini feshettik. Oraya kayyım atadık. Sıra sana gelebilir. Direnmeyi bırak. Meydanları bırak. Gel, Ankara’da otur. İstediğimiz gibi muhalefet partisi ol, yıllarca ellemeyelim.’Buradan tarihi cevabımız veriyorum. Elinizi korkak alıştırmayın, sizden korkan sizden beter olsun. Eyleme devam, mücadeleye devam. Sizi biz yeneceğiz. Cesaretiniz varsa gelin, Zeytinburnu merkezli siyaset yapın bu meydanda. Gelin Sivas’a, Bayburt’a gelin, Konya’ya, Van’a gelin, Antalya’ya gelin. Trabzon’a gelin. Biz Anadolu’dayız, biz Trakya’dayız. Biz meydandayız.Tayyip Erdoğan’ın hoşuna gidecek ana muhalefet lideri olacağıma yerin dibine geçeyim daha iyidir. Devlet Bahçeli’nin istediği gibi onunla uyumlu, o sustuğu için susan, o ‘pıs’ deyince pısan, ete süte karışmayan, milletin sesini duymayan, AK Parti’ye onun gibi vagon olan, yedek lastik olan, koltuk değneği olan muhalefet partisi olacağıma yere gömüleyim, kabre gireyim daha iyi.Tarih, Özgür Özel’i de Özgür Çelik’i de bir mücadeleyi sürdürenler, arkadaşlarını satmayanlar, meydanları boşaltmayanlar, mücadeleyi kazananlar olarak yazacak. Ya tarihe böyle geçeriz ya da defolup gideriz. Teslim olmak yok. Bizimle yürüyecek misiniz? Bizimle yürüyecek misiniz? Söz mü? Söz mü? Haydi yürüyelim arkadaşlar.”
Kendi istedikleri kumpası kurdular.Ama Türkiye'de seçim hukukunu serbest seçimleri askıya aldılar. Tehdit altında olan ben sosyal medyadan paylaşım yapan arayarak bizle düşüncelerini ileten muhalefet partilerinin her bir sayın genel başkanına şükranlarımı sunuyorum.Ancak tehdit altında olan sadece muhalefet partileri değildir.Topyekün çok partili rejimdir. Seçimli yarışlardır. Karşımızda kaybedince gitmeyen, yetkiyi gasp eden, hukuku gasp eden, demokrasiyi gasp eden bir rejim vardır. Bu vicdansızlığa teslim olmayacağız.Kimse Erdoğan'ı da partisini de cuntasını da gözünde büyütmesin. Büyük olmak, cesur olmak önce haklı olmayı gerektirir. Korkaklıkla, kalleşlikle siyaset yapanlar asla başarılı olmazlar.“Adalet Bakanı, savcıyı sevmediğini biliyoruz. Hakkında dosya yaptığını biliyoruz. Onun da senden nefret ettiğini biliyoruz. Ama korkuya teslim olduğunu görüyoruz. Tarihe bir korkak olarak geçeceksin. Bir guguk kuşu olarak geçeceksin. Şimdi o hukuk tanımaz savcının, ona söylemiştim, ‘Sert kayaya çarptı’ diye. ‘Susacağız, teslim olacağız sanma’ diye. Adalet Bakanı, guguk kuşu değilsen not al şimdi.HSK’ya eğer Hakimler, Savcılar Kuruluysanız, sorun hesabını. Geçmişte büyükelçiliklerimizi ‘illallah’ dediği bir adam vardı. Yurtdışı numaralarını taklit ederek, ‘Berlin Büyükelçiliği’nden arıyorum’ diye, ‘Japonya’dan büyükelçilikten arıyorum’ diye, Avrupa ülkelerinin adını kullanarak Türkiye’deki yargı makamlarından randevular alıyorlardı.Bunlardan birine de Akın Gürlek randevuyu verdi, bu kişinin işi gücü ‘yargı üzerinde etkim varmış’ gibi yaparak milleti dolandırmaktı. Bu kişiye randevu verdiği daha sonra dolandırıcı olduğunu bildiğimiz bu kişiyi tuttu Akın Gürlek, kişinin adı Celal Çakmak. Ekrem İmamoğlu dosyasında aldı onu iftiracı yaptı. ‘Murat Ongun’a 20 milyon para verdim’ diye ifade kullandırdı.Şimdi Akın Gürlek’e soruyorum. Celal Çakmak‘a, onun ayarladığı randevuyla o çeteye randevu verdin. Dolandırıcı olduklarını biliyorsun. Nasıl olur da bu kriminal tipi, her türlü suça karışan bu kişiyi bu dosyada iftiracı yapıp arkadaşlarımıza lekelemeye çalışıyorsun? Bunun hesabı senden sorulur. Bunun hesabı senden sorulur.Bir dolandırıcıdan iftiracı yapan bu zihniyete şunu söylüyoruz. Siz, bizi imha etmek, yok etmek, hapsetmek üzere talimat almış olabilirsiniz. Bunu yaparken suça bulaşıyorsunuz. Suça karışıyorsunuz. Ve eninde sonunda bunun hesabını vereceksiniz. Buradan mübarek kandil gecesinde söylüyorum. Bu çetenin bu dünyada da iki elimiz yakasındadır, öbür dünyada da hakkımızı helal etmiyoruz.Biz de bize saldırmak için dolandırıcılara, üçkağıtçılara, uyuşturucu ticaretine bulaşmışlara, torbacılara, baronlara, suç örgütü liderlerini kullananlar, bize iftira attırıp da onları serbest bırakanlar, bu AK Parti’nin kara düzenini kuranlar, bu mübarek gecede size yemin ederim ki biz de sizden bunun hesabını soracağız, Allah da bunun hesabını sizden soracak.Şundan emin olun, bu koca meydanda ben korkan kimse görmüyorum da en korkağımız ben olayım, Erdoğan, en korkağımızdan on kat fazla korkuyor. O, meydanlardan korkar, kalabalıklardan korkar, haklı insanların inancından korkar. Biat etmeyenlerden, ses yükseltenlerden, eylem yapanlardan korkar. Onu korkutacağız, onu eninde sonunda yeneceğiz. Beni yıllardır tehdit ettiler, Meclis’te saldırdılar, sokakta saldırdılar, ailemi tehdit ettiler. Ama asla ve asla bir adım geri atmadık.Şimdi biliyorsunuz aylardır bana diyor ki ‘Gel Ankara merkezli siyaset yap.’ öz Türkçesi, ‘Ekrem’i bırak, masum arkadaşlarını bırak, Anadolu’yu bırak, Ankara’ya gel.’ Bir diğeri de demişti ki ‘Gel, partinin başına geç, ortalıkta dolanma, partinin başında otur.’ Şimdi de şu mesajı yolluyorlar. Diyorlar ki ‘Bak il kongresini feshettik. Oraya kayyım atadık. Sıra sana gelebilir. Direnmeyi bırak. Meydanları bırak. Gel, Ankara’da otur. İstediğimiz gibi muhalefet partisi ol, yıllarca ellemeyelim.’Buradan tarihi cevabımız veriyorum. Elinizi korkak alıştırmayın, sizden korkan sizden beter olsun. Eyleme devam, mücadeleye devam. Sizi biz yeneceğiz. Cesaretiniz varsa gelin, Zeytinburnu merkezli siyaset yapın bu meydanda. Gelin Sivas’a, Bayburt’a gelin, Konya’ya, Van’a gelin, Antalya’ya gelin. Trabzon’a gelin. Biz Anadolu’dayız, biz Trakya’dayız. Biz meydandayız.Tayyip Erdoğan’ın hoşuna gidecek ana muhalefet lideri olacağıma yerin dibine geçeyim daha iyidir. Devlet Bahçeli’nin istediği gibi onunla uyumlu, o sustuğu için susan, o ‘pıs’ deyince pısan, ete süte karışmayan, milletin sesini duymayan, AK Parti’ye onun gibi vagon olan, yedek lastik olan, koltuk değneği olan muhalefet partisi olacağıma yere gömüleyim, kabre gireyim daha iyi.Tarih, Özgür Özel’i de Özgür Çelik’i de bir mücadeleyi sürdürenler, arkadaşlarını satmayanlar, meydanları boşaltmayanlar, mücadeleyi kazananlar olarak yazacak. Ya tarihe böyle geçeriz ya da defolup gideriz. Teslim olmak yok. Bizimle yürüyecek misiniz? Bizimle yürüyecek misiniz? Söz mü? Söz mü? Haydi yürüyelim arkadaşlar.”








