Cumhuriyetimiz iki gün önce 101'inci yılını kutladı. Her türlü kötülükler karşımıza çıktı. Terörle karşılaştık. Ama yılmadık. Bu darbeye karşı dimdik ayaktayız, biriz birlikteyiz, hep beraberiz.
Esenyurt Meydanı onbinlerce ağızdan sesleniyor, 'Ahmet Başkan yalnız değildir' diyor. Dün çağırsalar ifade vermeye gidecekken zorla kapıyı kırarak Ahmet Özer'i bizzat yatağında uyandırarak gözaltına aldılar. Bunu bilerek yaptılar. Devletin kapısını balyozla kırdılar. Avukatlarımız içeri alınmadılar. Ahmet Başkan'ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile dosyaların içine eklediler. Tutuklama sırasında, onunla görüşmüş bununla görüşmüş, 10 yıl önce kimin teröristlerle konuştuğuna bakarsak AKP'den FETÖ örgütüyle ilişkili olmayan 10 kişi kalmaz 10 kişi.
2015'te iki AKP'li vekil Remzi Kartal'la oturmuş yemek yemişler. Öcalan'ın mektubunu okuyan akademisyen, Remzi Kartal'la 8.5 saat görüşmüş. Ya bunları ne yapacağız.
Kürt sorunu yoktur diyorlar. Bugünkü kayyum politikalarıyla Kürt sorununun varlığını büyün dünyaya ilan ediyorlar.
Ahmet Özer'in bizlere ulaşan mesajı şu şekildedir: 'İlk sözümüz personel ve arkadaşlarımın işlerine dört elle sarılmasıdır. Vatandaş asla mağdur olmamalıdır! Daha güçlü çıkacağım ve hizmetlerime kaldığım yerden devam edeceğim.'
Recep Tayyip Erdoğan, 'ahmak davası'yla mı kumpas davasıyla mı diye düşünme aklından geçeni cellatlarına yaptırmaya çalışma; cesaretin varsa, zaten bıçak kemikte, kaçma gel çık karşımıza biz seçime hazırız. Biz ses duyuyorum Sayın Erdoğan, sen dün sözünü maşanla söyledin. Çirkin kayyumunu Esenyurt'un başına yolladın, senin sözün bu. Esenyurtlu sana karşı 'Hükümet istifa' diyor.Senin seçim kaybetme korkun, Türkiye'yi kuşatma gayretin; bu kirli hesapların hepsinin farkındayız. İstiyorsun ki kutuplaşma olsun, vatandaş derdini konuşamasın. Yoksulluk var ama senin derdin gündemi meşgul etmek, gerilim çıkarmak.
Kurumları ve adaleti çürütenler şimdi halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorlar. Artık kimsenin tahamülü kalmadı. Ben buradan rahatsız olan herkesin sesini yükseltmeye davet ediyorum.
Bazı sosyal medya hesaplarından DEM Parti, CHP, muhalefetten çekilsin, sine-i millet yapılsın, erken seçim yapılsın çağrıları yapılıyor. Sen çekilmişsin, AKP-MHP giriyor. Mevcut vekil sayısını arttırıp, ne sana ne bana başka kimseye ihtiyacı olmadan Anayasa'yı değiştiriyor; canı ne istiyorsa onu yapıyor. Buradan bütün muhalifleri uyarıyorum. Sine-i millet demek erken seçim demek değildir. 90 gün sonra ara seçim demektir. Bu tuzağa kimse düşmesin.
Esenyurt Meydanı onbinlerce ağızdan sesleniyor, 'Ahmet Başkan yalnız değildir' diyor. Dün çağırsalar ifade vermeye gidecekken zorla kapıyı kırarak Ahmet Özer'i bizzat yatağında uyandırarak gözaltına aldılar. Bunu bilerek yaptılar. Devletin kapısını balyozla kırdılar. Avukatlarımız içeri alınmadılar. Ahmet Başkan'ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile dosyaların içine eklediler. Tutuklama sırasında, onunla görüşmüş bununla görüşmüş, 10 yıl önce kimin teröristlerle konuştuğuna bakarsak AKP'den FETÖ örgütüyle ilişkili olmayan 10 kişi kalmaz 10 kişi.
2015'te iki AKP'li vekil Remzi Kartal'la oturmuş yemek yemişler. Öcalan'ın mektubunu okuyan akademisyen, Remzi Kartal'la 8.5 saat görüşmüş. Ya bunları ne yapacağız.
Kürt sorunu yoktur diyorlar. Bugünkü kayyum politikalarıyla Kürt sorununun varlığını büyün dünyaya ilan ediyorlar.
Ahmet Özer'in bizlere ulaşan mesajı şu şekildedir: 'İlk sözümüz personel ve arkadaşlarımın işlerine dört elle sarılmasıdır. Vatandaş asla mağdur olmamalıdır! Daha güçlü çıkacağım ve hizmetlerime kaldığım yerden devam edeceğim.'
Recep Tayyip Erdoğan, 'ahmak davası'yla mı kumpas davasıyla mı diye düşünme aklından geçeni cellatlarına yaptırmaya çalışma; cesaretin varsa, zaten bıçak kemikte, kaçma gel çık karşımıza biz seçime hazırız. Biz ses duyuyorum Sayın Erdoğan, sen dün sözünü maşanla söyledin. Çirkin kayyumunu Esenyurt'un başına yolladın, senin sözün bu. Esenyurtlu sana karşı 'Hükümet istifa' diyor.Senin seçim kaybetme korkun, Türkiye'yi kuşatma gayretin; bu kirli hesapların hepsinin farkındayız. İstiyorsun ki kutuplaşma olsun, vatandaş derdini konuşamasın. Yoksulluk var ama senin derdin gündemi meşgul etmek, gerilim çıkarmak.
Kurumları ve adaleti çürütenler şimdi halkın iradesini gasp etmeye çalışıyorlar. Artık kimsenin tahamülü kalmadı. Ben buradan rahatsız olan herkesin sesini yükseltmeye davet ediyorum.
Bazı sosyal medya hesaplarından DEM Parti, CHP, muhalefetten çekilsin, sine-i millet yapılsın, erken seçim yapılsın çağrıları yapılıyor. Sen çekilmişsin, AKP-MHP giriyor. Mevcut vekil sayısını arttırıp, ne sana ne bana başka kimseye ihtiyacı olmadan Anayasa'yı değiştiriyor; canı ne istiyorsa onu yapıyor. Buradan bütün muhalifleri uyarıyorum. Sine-i millet demek erken seçim demek değildir. 90 gün sonra ara seçim demektir. Bu tuzağa kimse düşmesin.











