IŞIK KİRLİLİĞİNİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEKİ YERİ VE...
Reklam
Bülent ÖZGEN

Bülent ÖZGEN

IŞIK KİRLİLİĞİNİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

16 Ocak 2021 - 19:41

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ    :
Dünyanın iklimi; güneşten gelen enerji miktarından, atmosferdeki sera gazı ve aerosol miktarına, güneş enerjisinin ne kadarının tutulacağı yada yansıyacağını belirleyen yeryüzü özelliklerine kadar, pek çok faktörden etkilenmektedir. Karbondioksit (CO2), Metan (CH4) ve Azot (N2O) gibi sera gazlarının atmosferdeki yoğunlukları, endüstri devriminin başından bu yana önemli ölçüde artmıştır. Bu durum büyük oranda fosil yakıt kullanımı, arazi kullanımındaki değişiklikler ve tarım gibi insan faaliyetleri nedeniyle gerçekleşmiştir.
Sera Etkisi Nedir?
Küresel ısınmada en büyük payı alan sera etkisi nedir? Güneşten gelen dalgalı radyasyonun bir kısmı doğrudan atmosfer tarafından uzaya verilirken, bir kısmı da yeryüzü tarafından emilir. Isınan yeryüzünden salınan uzun dalgalı radyasyonun önemli bir bölümü tekrar atmosfer tarafından emilir. Atmosferdeki gazların kısa dalgalı güneş ışınlarına karşı çok geçirgen, yeryüzünden verilen uzun dalgalı radyasyona karşı ise, biriken sera gazları nedeniyle daha az geçirgen olması sonucunda, yere yakın kısımların beklenenden daha fazla ısınması olayına atmosferin sera etkisi denilmektedir.

1. Güneşten gelen kısa dalgalı ışınların % 51’ i yeryüzü tarafından tutulur. Bu enerji ile yeryüzü ısınır.
2. Yeryüzü tarafından emilen bu enerjinin bir kısmı atmosfere geri gönderilir.
3. Güneşten gelen enerjinin bir kısmı yeryüzüne ulaşmadan atmosferden uzaya geri döner.
4. Isınan yeryüzünden bir kısım enerji uzun dalgalı ışınlar hâlinde atmosfere verilir. Bu enerjinin bir kısmı atmosferdeki sera gazları tarafından tutulur. Bu tutulan enerji atmosferin alt kısımlarını ısıtır. Bu ısınma atmosferin sera etkisidir.
5. Sera gazları tarafından tutulan enerjinin bir kısmı yeniden uzaya geri verilir.
6. Yeryüzünden uzaya verilen enerjinin bir kısmı doğrudan uzaya gider.
IŞIK KİRLİLİĞİ ;
 ışığın yanlış yerde,yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda kullanılmasıdır
Geçen zaman ve gelişen teknolojiyle birlikte,gece yaşam süremizi uzatmak için yapay aydınlatmalar kullanıyoruz.Yapay aydınlatmaları kullanırkenki temel amaç daha güzel bir çevre yaratmak,daha kolay çalışmak,daha görünür reklam olduğu söylenebilir.Ancak bu geldiğimiz nokta, hayat kalitemizin iyileşmesi için,kullandığımız gece aydınlatmaların yanlış kullanılmalardan kaynaklı olumsuz etkileri iklim değişikliği ile kendini göstermeye başlamıştır.
Yanlış aydınlatmanın, insanların sağlığından, doğal/vahşi yaşama, ekonomiden astronomi bilimine kadar çok yaygın  ve olumsuz etkileri vardır.
Hava kirliliği havamızı , su kirliliği  suyumuzu kirlettiği kirlettiği gibi, ışık kirliliği de iyim aydınlatmamızı kirletmektedir. Gereğinden fazla ve yanlış yerde ışık kullanmak, etkisiz  aydınlatma demektir. Bunun  sonucu harcanan enerjinin büyük bir kısmı boşa gitmektedir.
2012 yılında Eskişehir özelinde yapılan bir pilot çalışma  sonuçlarına göre,Türkiye’de yaklaşık yıllık 250 milyon TL.tutarında enerjinin boşa gittiği tahmin edilmektedir.
IŞIK KİRLİĞİNİN ETKİLERİ     :
a.İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ:
Yapılan araştırmalar , gece maruz kalınan fazla ışığın aşırı kilolu olma, depresyon, uyku bozukluğu, diyabet, meme kanseri ve başka hastalıklara yakalanma riskini arttırdığını göstermektedir.24 saatlik gündüz/gece döngüsü, canlıların fizyolojik süreçlerini belirleyen, biyokimyasal mekanizmaları denetleyen biyolojik  saatini etkiler. Sadece gece  ve karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmi ayarlar.
Melatonin Hormonun bilinen etkileri :
1.    Hücreleri yenileyici,
2.    Yaşlanmayı geciktirici,
3.    Antioksidon özelliğe sahiptir.
4.    Uykuyu tetikler, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir,
5.    Kolestrolü düşürür v.b. yararları bulunmaktadır.
Aydınlık süresinin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatoninin salımını baskı altına alır ve durdurur.Benzer şekilde gece vardiyasında çalışan kadınlar üzerinde yapılan araştırmada meme kanseri riskini artırdığını göstermektedir.
Bunun yanısıra, fazla ışık göz kamaşmasına yol açmakta,göz kasları sürekli aydınlık-karanlık uyumu sağlamaktan yorulmakta, kısa süre de kaybederek erken göz yaşlanmasına sebep olmaktadır.
DOĞAL/VAHŞİ YAŞAMA ETKİLERİ   :
İnsanlara benzer şekilde, hayvanlar da biyolojik saatiyle yaşarlar: çiftleşme, göç etme, uyuma ve yiyecek bulma  davranışları gecenin uzunluğuyla belirlenir. Gecenin yapay bir şekilde aydınlatılması , eş zamanlama  bozukluğuna ve  yön  duygusunun kaybına yol açar. Göçmen kuşlar şehrin bu görüntüsüyle yönlerini şaşırmakta ve doğal varış yerlerine hiçbir zaman ulaşamamaktadırlar.
Dişi deniz kaplumbağaları yumurtalarını bırakmak için uzak ve karanlık yerleri tercih ederler ama maalesef kıyı ışıkları güvenli yer bulmalarını engeller.
Yarasa gibi gece beslenen hayvanlar da durumdan etkilenmektedir.Gecenin aydınlık miktarının artması, hem avcı hayvanların karanlıkta av bulma yeteneğini zayıflatır, hem de avların avcıyı görerek kaçmasını sağlar. Besin zincirinin etkilenmesiyle doğanın dengesi bozulmakta, bazı gece avcılarının neslinin tükenmesine yol açmaktadır.
Bitkiler için de durum farklı sayılmaz; fotosentez süreçleri etkilendiği için fazla ışığa  aruz kalan bitkiler-ağaçlar ölmekte, mevsimleri karışmakta, çiçeklenmeleri etkilenmektedir.
HAVA KİRLİLİĞİNE VE ENERJİ TÜKETİMİNE ETKİLERİ   :
Işık kirliliğinin enaz bilinen etkisidir. Boşa giden ışık için kullanılan fosil yakıtları hava kirliliğine neden olur. Tüm dünya’ da elektrik tüketiminin %19’u aydınlatma da kullanılıyor ki bu 1.9 milyar ton karbondioksite eşdeğerdir.
100 W’lık bir lambanın her gece bir yıl boyunca harcadığı enerji yarım ton enerjisine eşdeğerdir. Atmosferde kirliliğe sebep veren moleküllerle kimyasal tepkimeye giren azot kökleri(NO3) geceleyin havayı temizlerler. Ancak bunlar zayıf bağlı moleküller olduğundan parlak şehir ışıkları, bu bağları kopararak azot kökünü öldürür.Yani,yapay aydınlatmalar nedeniyle gece ne kadar kısa ve aydınlıksa, havayı temizleyen ajanların sayısı da azalmaktadır.
Kullanılmayan, boşa giden, uzaya kaçan ışık; boşa giden enerji, boşa harcanan para ve boşa giden doğal kaynaklardır.
 Yapılan araştırmalar gösteriyor ki göğü aydınlatma, suç işlemeyi engellemiyor. Suçun nedeni ışık ya da karanlık değildir. 
Suçlular gökte aranmamalıdır!

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum