Değerli okurlarımız, öncelikle Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Bugün hem doğanın hem de Hz. Al’nin doğum günü. Nevruz, kıştan ilkbahara doğanın yeniden canlanması yani doğanın doğması, hayat bulması yeni bir gün anlamına gelir. İlginç bir rastlantıdır ki, bugün Allah’ın Aslanı Hz. Ali’nin doğum günüdür.
Nevruz, sadece bir takvim başlangıcı değildir; bir uyanıştır, bir hatırlayıştır, bir kökleniştir. Türk dünyasının ortak hafızasında yüzyıllardır yer eden bu kadim gün, toprağın dirilişiyle birlikte insanın da içsel bir yenilenmeye davet edildiği özel bir eştir.
Bugün Nevruz denildiğinde akla yalnızca baharın gelişi değil; aynı zamanda birlik, kardeşlik ve kültürel süreklilik gelir. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Kafkaslara kadar uzanan geniş coğrafyada Nevruz; ateşin üzerinden atlanarak arınmayı, sofraların paylaşılmasıyla bereketi, büyüklerin ziyaret edilmesiyle vefayı temsil eder. Bu yönüyle Nevruz, sadece doğanın değil, insanın da kendini yeniden inşa etme günüdür.
Ancak Nevruz’un anlamı, yalnızca kültürel bir bayram olmanın ötesine geçer. Bu tarih, aynı zamanda İslam Dünyası için sevinç günlerinden biridir. Çünkü bu günler, Hz. Ali’nin doğum gününe denk gelen zaman dilimlerini de içine alır. Adaletin, ilmin ve cesaretin sembolü olan Hz. Ali’nin hayatı; hak ile batıl arasındaki ince çizgide dimdik durmanın en güçlü örneklerinden biridir.
Bir yanda baharın coşkusu, diğer yanda bir büyük şahsiyetin doğumu… Aslında bu iki duygu, hayatın özünü anlatır bize. Sevinç ve mutluluk, geliş doğum… Hepsi aynı döngünün parçalarıdır. Nevruz’un ateşiyle ısınan ellerimiz, Hz. Ali’nin adalet anlayışıyla da yüreklerimizi ısıtmaktadır.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız; Yalnızca doğa mı uyanıyor, yoksa biz de uyanabiliyor muyuz?
Nevruz’un ruhunu anlamak; sadece ritüelleri yaşatmak değil, o ruhu hayatımıza taşımaktır. Kin yerine affı, ayrılık yerine birliği, öfke yerine merhameti seçebiliyor muyuz? Hz. Ali’nin “İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır” sözünü hatırlayıp, hakikatin peşinde yürüyebiliyor muyuz?
Türk dünyasının dört bir yanında yakılan Nevruz ateşleri, aslında ortak bir çağrıdır: “Kökünü unutma, özünü kaybetme, insan kal.” Ve belki de en önemlisi… Geçmişin acılarını unutmadan, geleceğe umutla bakabilmektir.
Nevruz bize der ki: Her karanlığın ardından bir bahar vardır.
Hz. Ali ise fısıldar; Her bahar, adaletle anlam bulur. İşte tam da bu yüzden bugün; hem sevinci hem adaleti aynı yürekte taşıyabilme günüdür. Çünkü insan olmak, biraz da bunu başarabilmektir







