Bazı insanlar vardır; sizin iyi niyetinizi, sabrınızı ve sessizliğinizi yanlış anlar. Siz alttan aldıkça daha fazlasını yapar, sustukça sınırları biraz daha zorlarlar. Oysa insan her zaman cevap vermedi diye güçsüz değildir. Bazen kırmamak için susar, bazen değer verdiği için görmezden gelir, bazen de huzur bozulmasın diye içine atar. Ama herkesin bir dayanma noktası vardır.
İnsan sürekli incitilip yine de hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Kalbi yorulan, değeri görülmeyen, hep anlayış göstermesi beklenen biri gün gelir susmayı bırakır. İşte ne oluyorsa o zaman olur. Sizi o noktaya getirenleri görmeyenler, verdiğiniz tepkiyi konuşmaya başlar. Bir anda “abarttı”, “değişti”, “eskisi gibi değil” derler. Oysa kimse durup dururken değişmez.
Bir insanın tavrı değiştiyse, mutlaka içinde biriken kırgınlıklar vardır. Çünkü en ağır yükler, sessiz taşınanlardır. İnsan bazen anlatamaz, bazen anlaşılmayacağını düşünür, bazen de kendi içinde savaş verir. Fakat sürekli zorlanan sabır da bir gün tükenir.
Ne yazık ki günümüzde insanlar sonucu yargılıyor, sebepleri değil. Bir bardağın neden taştığını değil, sadece taştığını görüyorlar. Kimse o bardağın damla damla nasıl doldurulduğunu merak etmiyor.
Halbuki hayatın en büyük gerçeği şudur: İnsan durup dururken sertleşmez, uzaklaşmaz ya da tavır almaz. Her değişimin ardında kırılmış bir güven, yorulmuş bir kalp ve görülmemiş bir emek vardır.
Ve bazen gerekeni yapmak, abartmak değil; insanın kendini artık korumaya başlamasıdır.








