“Çatlak testiyi doldurmaya çalışırsan, çeşme başında ömrünü tüketirsin…”
Hayatın en acı gerçeklerinden biri de budur aslında. İnsan bazen bir şeyi oldurmak için, birini kazanmak için, bir yolu yürütmek için kendinden fazlasını verir. Yetmez… Biraz daha verir. Yine yetmez… Bu kez yüreğini koyar ortaya.Ama ne yaparsa yapsın, su tutmayan bir testiyi doldurmaya çalıştığını fark edemez çoğu zaman.
Bu sadece bir ilişki meselesi değildir. Bazen yanlış bir işte, bazen kıymet bilmeyen bir dostlukta, bazen de sonu olmayan bir yolda tüketir insan kendini.
Emek verir… Zaman verir… Umudunu verir… Ama karşılığı yoktur. Çünkü bazı şeyler, ne kadar çabalarsan çabala düzelmez. Bazı insanlar, ne kadar seversen sev değişmez. Ve bazı yollar vardır ki, baştan sona çıkmazdır.
İnsanın en büyük yanılgısı, vazgeçmenin kaybetmek olduğunu sanmasıdır.
Oysa bazen vazgeçmek, kendini kurtarmaktır. Bazen geri adım atmak, aslında en büyük ilerleyiştir. Çünkü ömür dediğin, sınırsız değildir.
Ve herkesin payına düşen bir zaman vardır bu dünyada. O zamanı; kıymet bilmeyene, tutmayan hayallere, boşa akan çabalara harcamak… insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıktır.
Unutulmaması gereken bir şey var: Her testiyi doldurmak senin görevin değil. Bazen bırakmak gerekir… Bazen susmak… Bazen de dönüp gitmek…
Çünkü insan, en çok da gitmesi gereken yerde kaldığında yorulur. Ve en çok da tutmayan bir şeyi oldurmaya çalışırken tükenir.






