Hayatın yükünü omuzlarında taşıyan, yorgunluğunu evladına belli etmeden geceyi sabaha bağlayan bir yürektir anne…
Bir evin ışığıdır bazen, bazen de dağılmış bir ömrün toparlayıcısı.
Anne olmak sadece dünyaya bir çocuk getirmek değildir. Anne olmak, açken doyurmak, ağlarken susturmak, düşerken kaldırmak, susarken bile evladının derdini anlamaktır.
Bizler çoğu zaman büyüdüğümüzü sanırız ama anneler gözünde hep çocuğuzdur. Saçımıza düşen akı görürler ama gözümüzdeki hüznü daha önce fark ederler.
Kendileri hasta olsa bile “Ben iyiyim.” derler. Çünkü onların dünyasında önce evladı gelir. Yokluk zamanlarında bir lokmayı bölüp çoğaltan da annedir.
Evde bir çift ayakkabı varsa evladına giydiren, kendi eskisini idare eden yine annedir. Kimi zaman bir tencere yemeğin içine sevgisini katar, kimi zaman duasını…
Ve insan yıllar geçse de annesinin yaptığı ekmeğin kokusunu unutamaz.
Bugün modern dünyanın içinde koşarken unuttuğumuz en büyük değerlerden biri de annelerin kıymetidir.
Oysa bir annenin duası, bazen bütün kapıları açan anahtar olur insana.
Anneler Günü sadece çiçek alınacak bir gün değildir.
Bir gönül alma günüdür. Bir teşekkür günüdür.
Belki uzun zamandır ihmal edilen bir sarılışın günüdür. Ve bugün aramızda olmayan anneler… Onlar da dualarımızda yaşamaya devam ediyor.
Bir türküde, bir yemekte, eski bir yazmada, kapı önündeki bir sandalyede hatıra olup oturuyorlar hâlâ. Çünkü anne gider… Ama sesi evin içinde kalır. Kokusu yastıklarda kalır. Öğrettikleri ömür boyu insanın yanında yürür.
Bu vesileyle; evladına ömrünü adayan, sevgisini karşılıksız veren, gecelerini gündüzüne katan tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
Ve bir köşede sessizce dua eden bütün annelerin ellerinden hürmetle öpüyorum…
Şehriyar’ım der ki;
“Cennetin yolu bazen bir annenin yorgun ellerinden geçer…”







