Toplum olarak en büyük kaybımız, artık bazı şeylere “normal” demeye başlamamız oldu. Oysa bir zamanlar ayıp sayılan davranışlar bugün alkışlanıyor, emek yerine kısa yol aranıyor, saygı ise yavaş yavaş hayatımızdan çekiliyor. Değerlerimiz fark ettirmeden eksiliyor.
Eskiden bir büyüğün yanında sesimizi yükseltmeye çekinirdik. Şimdi insanlar birbirini dinlemek yerine susturmaya çalışıyor. Mahalle kültürü vardı; komşu komşunun derdini bilir, kapısını çalardı. Şimdi aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor. Kalabalıklar arttı ama insanlık biraz yalnızlaştı.
Teknoloji gelişti, hayat hızlandı ama gönüller yavaş yavaş uzaklaştı birbirinden. Çocuklarımızı iyi okullara göndermeye çalışıyoruz ama iyi insan olmayı yeterince anlatabiliyor muyuz? Çünkü eğitim sadece diploma değildir; vicdan, merhamet, saygı ve ahlak da birer eğitimdir.
Küçükken bize “emanete sahip çık” derlerdi. Şimdi insanlar birbirinin güvenini bile emanet gibi koruyamıyor. Doğruluk bazen saf olmak sanılıyor. Oysa insanı insan yapan; dürüstlüğü, vefası ve vicdanıdır.
Değerler kaybolmaz aslında… Unutulur. Ve unutulan her değer, toplumun temelinden bir tuğla eksiltir. Eğer geleceği sağlam kurmak istiyorsak önce ailede sevgiyi, sofrada muhabbeti, çocuklarda saygıyı yeniden büyütmeliyiz.
Çünkü bir toplumun gerçek zenginliği; parası değil, yetiştirdiği insanıdır.








