Hayatın telaşı içinde hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan koşuşturma, gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. Ev, iş, çocuklar, aile, dostlar, sorumluluklar... Herkese vakit ayırıyoruz da, kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz?
Bir an durup aynaya bakın. En son ne zaman sadece kendiniz için bir şey yaptınız? Bir fincan kahveyi acele etmeden içtiniz mi? Sevdiğiniz bir kitabın sayfalarını çevirdiniz mi? Uzun zamandır ertelediğiniz bir yürüyüşe çıktınız mı? Belki de sadece sessizce oturup derin bir nefes aldınız mı?
Çoğu zaman kendimizi en sona bırakıyoruz. "Önce bu iş bitsin", "Çocuklar büyüsün", "Biraz daha sabredeyim" derken yıllar geçiyor. Oysa hayat beklemiyor. Zaman, kimse için durmuyor.
Kendimize ayırdığımız her küçük an, bencillik değildir. Tam tersine, ruhumuzu dinlendiren, bizi yeniden hayata bağlayan en değerli yatırımdır. Çünkü mutlu bir insan, çevresine de mutluluk verir. Güçlü bir insan, sevdiklerine daha sağlam destek olur.
Bazen sadece sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek, çiçeklere su vermek, eski bir dostu aramak ya da gökyüzünü seyretmek bile insanın içini tazeler. Mutluluk çoğu zaman büyük şeylerde değil, küçük anların içinde saklıdır.
Unutmayın; siz de değerlisiniz. Siz de dinlenmeyi, gülmeyi, hayal kurmayı hak ediyorsunuz. Kendinizi ihmal ederek kimseyi daha mutlu edemezsiniz.
Bugün kendinize bir söz verin. Her gün sadece birkaç dakikanızı bile olsa kendiniz için ayırın. Çünkü siz iyi olursanız, hayat da size daha güzel görünür.
Ve son olarak, kendinize şu soruyu sorun:
"Herkes için bu kadar çabalarken, ben kendim için ne yapıyorum?"
Belki de bu sorunun cevabı, hayatınızda değiştireceğiniz en önemli şey olacaktır.









