Sadece bir kelime değil, bir hayat, bir mücadele, bir direnişin simgesi kadın… Kimi zaman tarlada nasır tutmuş elleriyle buğdayı yoğuran, kimi zaman şehirde çocuğunu sırtına sarıp fabrikada alın teri döken… Kimi zaman kalemiyle, kimi zaman yüreğiyle dünyaya yön veren…
Ben kendi hayatıma baktığımda, kadın emeğinin ne demek olduğunu en çok annemin ellerinde gördüm. Ellerinde yoğurduğu ekmekte, tarlada topladığı mahsulde, çocuklarının başını okşayan nasırlı parmaklarında… O, yoktan var eden, her sıkıntıya göğüs geren, ama yine de şikâyet etmeyen bir kadındı. Tıpkı Anadolu’nun dört bir yanında, şehirde ya da köyde var olma savaşı veren diğer kadınlar gibi…
Bugün 8 Mart… Emekçi Kadınların günü… Ama sadece bir kutlama değil, bir hatırlatma! Çünkü kadın, hayatın her alanında var olmasına rağmen, emeği çoğu zaman görünmez kılınan, sesi duyulmayan, hakkı teslim edilmeyen bir emekçidir. O, sadece evinde yemek yapan, çocuk büyüten kişi değildir. Aynı zamanda hayata yön veren bir öğretmen, bir işçi, bir doktor, bir gazeteci, bir sanatçıdır… O, bazen bir mücadele lideri, bazen sessiz sedasız direnen bir kahramandır. Ancak ne yazık ki hâlâ eşit şartlara ulaşmak için savaş vermektedir.
Bugün, kadınları sadece alkışlamak yetmez! Onların emeğini, haklarını ve varlıklarını gerçekten anlamak gerekir. Çünkü bir toplumun yükselmesi, kadınlarının özgürlüğü ve emeğinin karşılığını almasıyla mümkündür. Bir kadının emeğini görmezden gelmek, bir toplumun geleceğini karartmaktır.
Tarlada, fabrikada, okulda, sahnede, sokakta, evinde… Kadın, emeğiyle her yerde! Bugün, kadınların sadece bir gün hatırlanmadığı, hak ettikleri değeri yılın her günü gördüğü bir dünya için bir adım atma günü… Emekleriyle dünyayı şekillendiren tüm kadınlara selam olsun!
"Kadın, yalnızca bir anne, bir eş, bir emekçi değildir; o, bir toplumun ruhudur. Onun emeğini yok sayan, aslında kendi geleceğini yok eder."






