Dünya dönerken herkesin bir yeri var sanırız. Bir kimliği, bir sesi, bir duruşu... Oysa bazıları yalnızca oradadır; görünmeden, anılmadan, fark edilmeden. Bir masada yeri vardır ama söz hakkı yoktur. Bir sahnede durur ama alkışlar başkasınadır. Bazıları hiç doğmamış gibi silinir tarih sayfalarından, bazılarıysa susturulmuş bir hakikat gibi kıyıda köşede bekletilir.
İşte o noktada insanın içinden kopup gelen bir cümle vardır:
“Yok sayıldığınız yerde var olamazsınız.”
Bu söz bir kırılmanın değil, bir uyanışın sesidir. Bu söz; emeğiyle, yüreğiyle, bilgeliğiyle bir şeyler ortaya koymaya çalışan, ama görmezden gelinen herkesin ortak hafızasında yankılanan bir gerçekliktir.
Bir toplumda yok sayılmak; düşüncelerinizin ciddiye alınmamasıyla başlar.
Bir iş yerinde yok sayılmak; karar masasına çağrılmamanızla, emeğinizin başka adlara yazılmasıyla devam eder.
Bir şehirde yok sayılmak; sokaklarının adlarında sizin hikâyenizin hiç yer bulamaması demektir.
Bir ülkede yok sayılmak; kimliğinizin, kültürünüzün, dilinizin varlığının inkâr edilmesiyle sonuçlanır.
Ve ne acıdır ki; bu görünmezlik, zamanla insanın kendi kendini bile silikleştirmesine neden olur. “Ben zaten kimim ki?” sorusu yavaş yavaş içinize çöker. Oysa sorun sizde değil, sizi görmeyen bakışlardadır.
O yüzden bu cümle yalnızca bir sitem değil; aynı zamanda bir çağrıdır:
Görülmek istemek zayıflık değil, insan olmanın gereğidir.
Var olmak, sadece yaşamaya devam etmek değil; iz bırakmak, duyulmak, anlaşılmak ve katkı sunabilmektir.
Bugün birçok yetenek, birçok fikir, birçok umut; sadece yok sayıldığı için toprağa gömülmüş bir tohum gibi çürümektedir.
Nice kadınlar, nice gençler, nice sanatçılar, nice yoksul çocuklar yalnızca görülmedikleri için potansiyellerini gerçekleştiremeden yitip gitmektedir.
Bu yazıyı okuyan herkese seslenmek istiyorum:
Siz, bir yerde yok sayılıyorsanız; orada varlık gösterme mücadelesi verirken kendinizi kaybetmeyin.
Sesinizin duyulmadığı yerde suskun kalmak değil, yer değiştirerek gürleşmek gerek.
Kendinizi anlatamadığınız bir çevrede değil, sizi anlayabilecek çevreye ulaşmak için yollar açmalısınız.
Çünkü yok sayılmak, yok olmak değildir. Ama kabul edilmedikçe, potansiyelinizin üzeri örtülür.
Ve her örtülen potansiyel, toplumun, kültürün ve insanlığın geleceğinden çalınmış bir hazinedir.
Son bir kez daha söylemek istiyorum:
“Yok sayıldığınız yerde var olamazsınız.”
Ama kendi değerinizi bildiğinizde, sizi yok sayanlar aslında kendi körlüklerini büyütür.
Ve siz…
Bir gün değil, her gün hatırlanmayı; yalnızca var olmayı değil, değer görmeyi hak ediyorsunuz





