İnsan, içini neyle beslerse dışına da onu yansıtır. Kimimiz sevgiden bir ev kurar yüreğine, kimimiz öfkeden surlar örer çevresine. Kimileri gönlünün kapılarını tevazu ve hoşgörüyle süsler, kimileri ise kinle, kibirle örter o kapının eşiğini. Oysa unutulmamalı ki; kin ile beslenen yürekler kendi bahçesini sulayamazmış.
Hayat, bir bahçe gibidir. Ne ekersek onu biçeriz. Gönlümüze ektiğimiz her niyet, dilimize düşen her kelime, davranışlarımıza sinen her iz... hepsi bir tohumdur. Ve bu tohumlar ya çiçek açar ya da diken olur. Tevazu, o çiçeklerin en narinidir. Hoşgörü ise o bahçeyi besleyen en temiz sudur.
Kin, en çok sahibine zarar verir. Yürek yorar, akıl karartır, insanı yalnızlaştırır. Oysa bir tebessüm, bir anlayış, bir “boşver” deyişi; nice kırık gönlü onarır, nice fırtınayı dindirir. Tevazu sahibi insan, kibrin tozuna bile basmaz. Hoşgörüsü olan kişi, başkasının hatasını taş gibi yüreğinde taşımaz. Çünkü bilir ki herkesin bir hikâyesi, herkesin bir sınavı vardır.
Bugünlerde çevremize bir bakalım… Ne kadar çok kişi kendi iç bahçesini kurutmuş! Kimi kıskançlıkla, kimi nefretle… Halbuki hoşgörüyle sulanmış bir yürek, bahar gibi tazelenir. Güzelleşir. Mis gibi kokar.
Kapılarınızı kinle değil, sevgiyle aralayın. Gönlünüzden kibiri değil, insanlığı geçirin. Ve hatırlayın: Tevazu ve hoşgörü kapılarınız açık olsun… Çünkü oradan geçecek olan, belki de sizin en güzel baharınızdır.
Gönül bir bağ, sevgiyle sürülür,
Kinle beslenen, özünü çürütür.
Hoşgörüyle açar en güzel çiçek,
Tevazu gönülde yeşerir, büyütür.





