Bayram sabahı… Tatlı bir telaş, gönüllerde bir heyecan… Çocukluğumuzun bayramları gözümüzün önüne gelir. Annelerimizin mis kokulu baklavaları, babalarımızın erkenden kalkıp bayram namazına gidişi, büyüklerimizin ellerine kapanarak aldığımız dualar… Şimdi o eski bayramlar nerede, biz neredeyiz?
Ramazan boyunca sabırla beklenen bu mübarek gün, sadece sofraların şenlendiği değil, gönüllerin de birleştiği bir vakittir. Ancak yıllar geçtikçe, bayramın da anlamı değişti sanki. Çocukken aldığımız yeni ayakkabının, ceplerimize sıkıştırılan harçlığın verdiği sevinç; şimdi yerini sevdiklerimize yetişme telaşına bıraktı. Zaman, kimimizi uzaklara savurdu, kimimizi içindeki eski bayramları arayan bir yolcuya çevirdi.
Eskiden bayram; anneannelerin, dedelerin evinde toplanmak, büyük bir sofrada bir araya gelmek, küslerin barıştığı, gönüllerin yumuşadığı bir vakitti. Şimdi ise bayramlarımız, mesaj kutularımıza sıkıştı. Bir telefon aramasıyla gönül alıyoruz, bir görüntülü konuşmayla bayramlaşıyoruz. Oysa bir dokunuş, bir sarılış kadar sıcak değil hiçbir kelime…
Yine de bayram, ne olursa olsun umuttur. Kapılarımızı açıp bir çocuğun sevincini görmek, büyüklerimizi ziyaret edip duasını almak, bir garibin yüzüne tebessüm kondurmak… İşte bayramın gerçek ruhu burada saklı.
Bu bayram, sevdiklerimizi arayalım, varsa küslükleri unutalım. Gönüllerimize bayramı misafir edelim ki, bayram yalnızca takvimlerde kalmasın. Çünkü gerçek bayram, paylaştıkça güzelleşen bir sevinçtir.
Bayramınız mübarek olsun…







Sağlıklı huzurlu kazasız belasız bir bayram diliyorum