Bugün 25 Kasım…
Kadına yönelik şiddete karşı farkındalık günü.
Her yıl olduğu gibi, yine içimizi acıtan gerçeklerle yüz yüzeyiz. Türkiye’de kadın olmak hâlâ cesaret istiyor.
Sokakta yürürken, evde otururken, işine giderken bile tetikte olmayı gerektiriyor. Bir kadın, en çok güvendiği insanlar tarafından yaralanıyor çoğu zaman. En yakınında, en yakını sandığından geliyor darbe…
Her yıl onlarca kadın hayattan koparılıyor. Kimi defalar bir tartışma bahanesiyle, kimi bir kıskançlık krizinin gölgesinde…
Toplum ise çoğu zaman ya geç duyuyor ya hiç duymuyor. “Sessiz kalmak” en büyük suç ortaklığına dönüşüyor. Oysa kadına şiddet, sadece bireysel bir mesele değildir.
Bir ülkenin gelişmişliği, huzuru ve vicdanı ile doğrudan ilgilidir.
Bir kadın yaralanırsa, bir aile dağılır. Bir kadın susarsa, bir toplum karanlığa gömülür.
Şiddet sadece bir tokat değildir. Bir söz, bir aşağılanma, bir ekonomik baskı, bir tehdit…
Hepsi aynı kapıya çıkar: Bir kadının hayatını daraltmak, nefesini kısmak…
Biz kadınların tek isteği çok sade:
Güvende olmak.
Eşit yaşamak.
Korkmadan nefes almak.
Bugün bir farkındalık günü. Ama asıl dileğimiz şudur:
Yarın bir kadın bile zarar görmesin. Her 25 Kasım, acıların değil, gelişimin ve değişimin günü olsun.
Kadına uzanan her el kırılsın değil;
Kadına uzanacak hiçbir el olmasın!






