Yılın her günü, alın teriyle yoğrulmuş bir yaşamın izlerini taşır. Ama bir gün vardır ki, emek en gür sesiyle kendini haykırır: 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı. Bugün, yalnızca bir kutlama değil; bir duruş, bir hatırlayıştır.
İnşaatın harcında, tarlanın sıcağında, fabrikada dönen çarkta, mikrofon başında, klavye önünde, yani yaşamın her alanında alın teriyle var olan milyonların günüdür bu. Ay sonunu hesaplayan eller, gece vardiyasından çıkıp çocuğunu okula yetiştiren yürekler, sendikasız çalışan işçiler, hakkı için susan değil konuşan emekçiler… Hepimiz bu zincirin bir halkasıyız.
Emek kutsaldır. Ama kutsal olanı kutsallaştıran, onu yok saymayan bir sistem, bir bilinçtir. 1 Mayıs, emeğin yalnızca takdir edilmesi değil, hakkının da teslim edilmesi gerektiğini haykırır. Adaletli ücret, güvenli iş ortamı, eşit fırsatlar ve örgütlenme özgürlüğü; bir lütuf değil, haktır!
Bu bayramda yalnızca meydanlar değil, vicdanlarımız da dolmalı. Alın terinin değeri yalnızca bir gün değil, her gün bilinmeli. Çünkü bir toplumun gerçek kalkınması, o toplumun emekçisine verdiği değerle ölçülür.
Tüm emekçilerin bayramı kutlu olsun… Emeğin, alın terinin, dürüst çalışmanın gölgesinde nice umutlu yarınlara!






