Modern hayat, insanı sürekli hareket halinde olmaya zorluyor. Şehirden şehre, işten işe, dostluktan dostluğa savrulurken çoğu zaman durup düşünmüyoruz: Bizi ayakta tutan şey nedir? Oysa cevap çok basit; köklerimiz.
Bir ağacın toprağı, insanın geçmişidir; ailesidir, değerleridir, inançlarıdır. Köklerinden kopan bir ağaç nasıl ki fırtınaya dayanamaz, yaprakları sararıp dökülürse, köklerinden uzak düşen insan da ruhsal bir yorgunluğa kapılır. Köklerinizle bağınızı korumak sadece bir nostalji değil, hayata tutunmanızı sağlayan bir güç kaynağıdır.
Bugün dünyada ve ülkemizde “daha hızlı”, “daha modern” ve “daha parıltılı” hayatlar, pek çok kişiye köklerinden kopmayı cazip gösteriyor. Ancak unutmayın: Köklerinden kopan bir çiçek, vazo içinde kısa bir süre güzeldir, sonra solar. Siz köklerinizle tutunacağınız yerde kalın; değerlerinize, dostluklarınıza, yetiştiğiniz toprağın mayasına sadık kalın.
Köklerinize tutunmak, değişime kapalı olmak değildir. Aksine, toprağınız sağlam olursa rüzgâra karşı dimdik durur, mevsim değiştikçe yeni filizler verebilirsiniz. Önemli olan, sizi var eden toprakla bağınızı koparmamaktır.
Hayatın fırtınaları, ekonomik zorluklar, toplumsal değişimler ne kadar sert olursa olsun, kökleri sağlam olanlar her defasında yeniden yeşerir. Bu yüzden nereye giderseniz gidin, hangi şartlarda yaşarsanız yaşayın, köklerinizi hatırlayın ve onlarla gurur duyun. Çünkü insanın asıl gücü, köklerinden aldığı güçtür.






