Hayat, bazen en acı gerçekleri en yanlış insanlar eliyle öğretir. Birine güvenirsiniz, o güven kırılır. Bir omuz sanırsınız, yükünüz daha da ağırlaşır. Bir dostluk dersiniz, sırtınızdaki bıçaklar konuşur. Ama her biri, size fark etmeden bir şey öğretir. Kimi sabrı, kimi susmayı, kimi kendinize dönmeyi… Yanlış insanlar, hayatta sizi yoğuran, bazen çizen ama sonunda şekillendiren ustalardır.
“Yanlış insanlar sizi büyütür.”
Yalnızlığa alışmayı, sessizliğin bile huzur olduğunu, bir sözün nelere mal olabileceğini... Yanlış insanlar, sizi bazen en doğru kararlarınıza taşır. Bitti dediğiniz yerden başlamayı, sevgiyle değil saygıyla yürümeyi, en çok da "Ben neredeydim?" demeyi öğretir.
Amma, doğru insanlar...
Onlar başkadır. Onlar yanınızda olmak için sizin mükemmel olmanızı beklemez. Onlar, sizin “her şeyi bilmeniz” ile ilgilenmez; sizin kalbinizle ilgilenirler. Yanınızda susarak dururlar ama varlıklarıyla size dünyaları anlatırlar. Yükünüzü taşımazlar ama taşırken yalnız bırakmazlar. Sizi tamir etmeye çalışmazlar; sizi, kırıklarınızla birlikte severler.
“Doğru insanlar sessizdir; çünkü varlıkları zaten çok şey söyler.”
Hayat, yanlışların ve doğruların arasında kurulmuş bir terazidir aslında. Yanlışlar, sizi eksiye düşürür; doğrular, artıya çeker. Ama ne eksiler ne artılar… Sizi siz yapan, bu terazideki dengeyi kurmayı öğrenmenizdir.
Bugün kırıldığınız o insan sayesinde güçlendiyseniz…
Bugün yanınızda bir kişi bile sizi siz olduğunuz için seviyorsa…
İnanın, bu hayatı doğru yaşıyorsunuz demektir. Özetle;
“Çünkü yanlış insanlar öğretir,
Doğru insanlar kalıcıdır.”






