Hayatta kazandıklarımız kadar, hatta belki de daha fazla, vazgeçtiklerimiz şekillendirir bizi. Her seçim, beraberinde bir vazgeçişi getirir. Ne zaman bir yoldan yürümeye karar verirsek, diğer yolları ardımızda bırakırız. Bazen bir hayalden, bazen bir insandan, bazen de konfor alanımızdan vazgeçeriz. İşte o vazgeçişler, kim olduğumuzu fısıldar hayata.
Başarıya ulaşan insanların ortak noktası çoğu zaman neyi başardıkları değil, nelerden feragat ettikleridir. Uykusuz geceler, kaçırılmış anlar, göz ardı edilen zevkler… Büyük hedeflerin ardında daima sessizce bırakılmış hayaller yatar. Çünkü hayat, her şeyi aynı anda taşıyamayacağımız kadar dardır bazen.
Zor olan, vazgeçmek değildir aslında. Zor olan, neyin uğruna vazgeçtiğimizi unutmamaktır. Sabretmenin, beklemenin, susmanın, geri adım atmanın ardında bir değer varsa, işte o zaman o vazgeçiş bir kayıp değil, kazanım olur.
Hayat, biriktirdiklerimizle değil; geride bıraktıklarımızla da anlam kazanır. Her "hayır", başka bir "evet"in yolunu açar. Her kapanan kapı, içimizde başka bir pencereyi aralar. Yeter ki ne uğruna vazgeçtiğimizi bilelim. Çünkü gerçekten önemli olan, ardımızda neyi bıraktığımız değil, hangi yolda yürümeye devam ettiğimizdir.
Unutmayın: Hayat, yanlışlarından cesurca vazgeçebilenlerin hikâyesidir.
Ve bazen asıl güç, tutunmakta değil, bırakabilmektedir.






