Hayatta bazen öyle bir an gelir ki, ne kadar çabalarsan çabala; olmadıkça olmaz, yürütmeye çalıştığın her şey, seni yavaş yavaş içine çeker. Büyük beklentiler, fazla fedakârlıklar, karşılıksız verilen emekler boşa çıkmış… Sonra bir bakıyorsun, çabaladığın her şeyin enkazında kalmışsın.
Kimi zaman bir ilişki için uğraşırsın, kimi zaman bir dostluk için, kimi zaman da bir iş, bir hayal, bir beklenti için… Ama her şey dozunda güzeldir. Ne fazla vermeli kendini, ne de hiç yokmuş gibi davranmalı. İnsan kendini hiçe saydığında, karşısındakine “beni ez” iznini de farkında olmadan vermiş olur.
Cömertlik güzeldir elbette… Ama yine dozunda. Kıymet bilmeyene verilen her kıymet, insanı kendinden eder. Herkese aynı değeri verirsen, senin farkın kalmaz. İyiliğin sınırı yoktur belki ama insanın kendine olan saygısı her şeyden önce gelir.
Hayat, abarttığımız şeylerin gölgesinde bizi küçültür. Oysa her şey kararında olmalı. Ne sevgi fazla olmalı, ne ilgi, ne beklenti… Su bile fazlasıyla içilince zarar verirken, duygular neden farklı olsun?
Kendine değer ver. Çünkü sen değerliysen, her şey zaten yoluna girer. Çabalarken yıkılmamak için, önce kendini korumayı öğren. Ve unutma; bazen bir adım geri çekilmek, yerle bir olmaktan iyidir.






