Zaman, elimizden kayıp giderken fark etmiyoruz aslında neleri yitirdiğimizi. İnsanlar eksiliyor hayatımızdan, duygular törpüleniyor, umutlar bir köşede kırık bir oyuncak gibi sessizce bekliyor. Her şey azala azala gidiyor bu dünyada: sevgi, sadakat, vefa, dostluk, hatta tebessümler bile...
Bir zamanlar “komşunun kapısı” diye bir şey vardı. Bir tas çorba, bir tabak yemek, sıcak bir selam... Şimdi kapılar kapalı, gönüller uzak. Teknoloji arttı, imkan çoğaldı ama insan eksildi.
Bu eksilmenin tam ortasında, bir şeyler kalsın istiyoruz geriye. Tertemiz, dokunulmamış, saf bir güzellik mesela. İçten bir söz, samimi bir bakış, hatırlanacak bir iyilik… İşte o yüzden diyoruz ki: Bırakın güzellikler bize kalsın.
Kırılmadan, kirlenmeden, kaybolmadan...
Belki bir çocuk gülüşünde saklı kalır iyilik, belki yaşlı bir annenin duasında yer bulur umut. Belki bir şiirde yaşar aşk, Belki bir türkünün nakışında kalır hatıra.
Azala azala yaşadığımız bu dünyada, biz çoğaltalım insanlığı… Güzellikleri, iyiliği, umudu. Kalsın geriye bir iz. Güzelliğe dair…






