Bazen sessizce çekiliriz köşemize. Kimseler bilmez içimizde kopan fırtınaları. Oysa bir iyilik uğruna kaç kere kendimizden vazgeçtiğimizi, kimseye anlatmayız. Çünkü iyiliğin defteri tutulmaz. Ama iyi insanların yüreği ağırdır. İşte bu yüzden derim ki: İyilik yorulmaz, iyi insanlar yorulur.
Hayatın içinde iyilik bir seçim değil, bir yaşam biçimidir. Kimi zaman bir tebessüm, kimi zaman bir fedakârlık. Ancak çoğu zaman bu iyiliklerin karşılığı beklenmeyen yerden kırgınlıkla gelir. İnsan en çok kıymet bildiğini sandıklarından yıpranır.
Peki neden iyi insanlar yorulur?
Çünkü onlar duygularıyla yaşarlar. Sadece kendilerini değil, herkesi düşünürler. Kırmamak için susar, üzmemek için çırpınırlar. Bu yorgunluk, bedensel değil; duygusal bir yorgunluktur. Empati yükü taşırlar. Bir söz, bir bakış, bir sessizlik bile ağır gelir onlara.
Kişisel gelişim yolculuğunda iyiliğin rolü büyüktür. Fakat iyi olmanın bedelini anlamak da bir o kadar değerlidir. Bu yüzden her iyi insan şunu bilmeli:
Sınır koymak bencillik değil, kendini korumaktır.
Hayır demek kötülük değil, öz saygıdır.
Kırılmamak için değil, sağlam kalmak için denge gerekir.
İyi insanlar yorulsa da, durmaz. Çünkü onlar bilir: Dünya onlarla güzel. Ama bu güzelliği sürdürebilmek için önce kendi ruhunu beslemeli insan. Yalnızca başkalarına değil, kendine de şefkat göstermeli.
Bu yazıyı okuyan size sesleniyorum:
Eğer “Ben hep iyilik yapıyorum ama hep ben üzülüyorum.” diyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz. Ama artık kendinizi de iyilik yapma zamanınız gelmiş olabilir. Çünkü iyiliğin sürdürülebilir olması için iyi insanların güçlü kalması gerekir.
Unutmayın, iyilik yorulmaz. Ama siz, güzel yürekli insanlar... Kendinizi ihmal ederseniz tükenirsiniz. Ve siz tükenirseniz, dünya biraz daha eksilir.






