İnsan, kendine layık gördüğü hayatı yaşar...
Kader çizgisini Hakk çizer; fakat o çizginin içini dolduran, kulun niyetidir. Her sabah doğan güneş, aslında bize yeni bir seçim hakkı sunar. Kimi şükrüyle uyanır, kimi isyanla... Ve işte o an, kaderin yönü değişmeye başlar.
Hakk, kuluna sayısız kapı açar; ama her kapının eşiğinde bir “niyet” bekler. İyiye niyet edenin yolu kolaylaşır, kalbi genişler. Kötüye yönelenin içi daralır, yolu karanlığa bürünür. Çünkü kader, sadece alın yazısı değildir; o, insanın gönlünden süzülen duaların cevabıdır aslında.
Kimi zaman bir acı gelir kapımıza, biz zannederiz ki bu bir ceza… Oysa o acı, bizi olgunlaştırmak için gönderilmiş bir rahmettir. Kimi zaman da bir nimet gelir, biz seviniriz, ama o nimet, sabrımızın ve şükrümüzün ölçüsüdür. Her şey Hakk’ın ilminde, kulun haline göre biçimlenir.
İnsan, hayatını kader sanır çoğu zaman oysa kader, insanın kendi elinden dökülen satırlarla yazılır. Bir tebessüm, bir iyilik, bir affediş... Hepsi o kader kitabının harfleridir.
Kırdıkların da yazılır, gönül alanların da. Kendine ne kadar ışık yakarsan, yolun da o kadar aydınlanır.
Unutma…
Kaderin kalemi Hakk’a aittir, mürekkebi senin gönlündedir. Ne yazılacağını sen belirleyemezsin belki, ama nasıl okunacağını senin hâlin anlatır.
O yüzden şikâyet etme, şükret. Sitem etme, sabret.
Ve en önemlisi, neye layık olduğunu düşünüyorsan, onu çağır hayatına. Çünkü insan, kendine layık gördüğü kadar yaşar.






