Bazı sabahlar sessizlik seni selamlar. Ne bir mesaj, ne bir telefon… Sadece sen varsındır. Ayna bile seni izliyordur bir adım geriden. O an fark edersin: Kendinle baş başa kalmanın ne büyük bir nimet olduğunu…
Hayat boyunca onay bekledik. Anne babamızdan, öğretmenimizden, arkadaş çevremizden… Sosyal medya beğenileriyle büyütmeye çalıştık özsaygımızı. Ama en büyük huzurun, kimsenin onayına ihtiyaç duymadan da mutlu olabilmekte saklı olduğunu anlayanlarımız çok değil. Bu bir uyanış anıdır. Ve bu uyanış genellikle kalabalıkların içinde yalnız hissederken gelir.
Kendinle barışık olmak; geçmişindeki hataları affetmek, eksik yanlarını kabul etmek, mükemmel olmadan da sevilmeye layık olduğunu bilmektir. Bu barış; sesini yükseltmeden de haklı olabileceğini, geri çekilmenin her zaman kaybetmek anlamına gelmediğini öğretir sana.
İnsan kendisiyle mutluysa, başkalarının hayatına karışmaz. Kıskanmaz, yargılamaz, küçümsemez. Çünkü bilir ki herkesin hikâyesi kendine özeldir. Herkesin yükü görünenden fazladır. İç huzuru olan biri, dış dünyanın fırtınasına kolay kolay kapılmaz.
Sorunlarımız genellikle dışarıdan değil, içimizdeki eksik sevgiden kaynaklanır. Sevgiyle dolu bir yürek ne kavga arar ne çekişme… O yüzden diyorum ki:
Kendini sevmek, en büyük barış anlaşmasıdır.
Kendini affetmek, geçmişle vedalaşmaktır.
Ve kendinle mutlu olmak, bütün dünyayla dost olmaktır.
Belki de en çok bunu öğrenmemiz gerekiyor:
Kendine iyi davran. Çünkü seninle hayat boyu birlikte yaşayacaksın..





