Hayatta her şeyin bir vakti vardır. Ne bir an önce ne bir an sonra… Güneş̧, doğması gereken vakitte doğar, gül, açması gereken mevsimde açar. İnsan da böyledir aslında; her şey, olması gereken zamanda gerçekleşir. Sabırsızlandıkça kaygımız artar, zorladıkça ruhumuz yorulur. Oysa hayat, aceleyi sevmez.
Bazen bir duanın kabulü̈ gecikir, bazen bir emek hemen karşılık bulmaz. Beklemek, insana ağır gelir. "Neden şimdi değil?" diye sormaktan kendimizi alamayız. Fakat tıpkı bir çiçeğin açması için sabretmek gerektiği gibi, hayatın da kendi ritmine güvenmek gerekir. Çünkü, zamanından önce açan bir gül, kokusunu rüzgâra sunamaz. Henüz olgunlaşmadan açan meyve, dalında çürür.
Kaderin hükmüne razı olmak, sabırla bekleyebilmek, aslında insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliktir. Bazen gecikmeler, aslında korunmaktır. Yolunda gitmeyen şeyler, seni olması gereken yere ulaştırmak için birer işarettir. Sabır, sadece beklemek değil; beklerken olgunlaşmaktır. Çünkü sabreden, sonunda her şeyin yerli yerine oturduğunu görür.
Şükretmek ise sabrın en güzel tamamlayıcısıdır. Şükür, sadece elindekine değil, gecikenlere, gelmeyenlere ve hatta kaybettiklerine de teşekkür edebilmektir. Çünkü̈ bazen kaybettiğini sandığın şey, aslında seni daha büyük bir kazanca hazırlıyordur.
O yüzden, hayatın akışına güven. Zorlama, acele etme, hayıflanma. Sabret, şükret ve inan… Çünkü gül, vakti geldiğinde açar ve kokusunu hak edene sunar.







Aynen Katılıyorum Cannnn, ATHENA OSTENDE BELGİE